Koğuş (1972)
Yazan: Halil Karakurt

Koğuşun lambaları kırılmış, gece lambasının ampulü tesadüfen kurtulmuş, onun da dıştaki koruyucusu parçalanmış. Ranzalar iki tarafa dizilmiş, her iki ranzanın arasında bir dolap var. Kapıdan girildiğinde karşıdaki pencereye değin orta yer boş bırakılmış...

Okuldaki öğrencilerin çoğu bayram izninde memlekete gittiler. Bizim koğuşta 12 öğrenciden Mehmet'le ikimiz kaldık. O anda paramız olsaydı veya ödünç para bulsaydık biz de memlekete gidecektik...

Rüzgar iki gündür durmaksızın esiyor. Köhne koğuşun kırık pancurundan rüzgar olanca hızıyla içeri doluyor. Yatakhane kaloriferleri sözde yanıyor, ama bizim koğuştaki kaloriferin yarısı ısınıyor, yarısı ısınmıyor. Koğuşu dersen buzdolabı bizim koğuştan daha sıcaktır sanırım.

Soğuk... Ayaklarım soğuktan donuyor. Ayağımdaki yazlık ayakkabıların yanları açılmış, bir timsah ağzını andırıyor.

Dün sabahtan akşama dek yağmur altında ödünç para aradık. Bulamadık. Ayakkabılar yırtık, su çekiyor. Akşam okula döndüm. Karnımda bir sancı, ayaklarıma dolan yağmur sularından olacak.

Annemden bir mektup geldi. Kendisine mektup yazmadığımdan yakınıyor. Annem haklı, yabancı ellerde bizleri doyurmak için çalışıyor, babam da. Ama biz ona mektup yazmıyoruz. Nankörlük yapıyoruz.

Benim gibi parası olmayan birkaç arkadaş inşaatlarda tuğla, briket taşıyıp beş on kuruş alalım istedik, boşuna. Kapitalistler bizim gibi kansız, cansız kişileri sömürme zahmetinde bile bulunmaya tenezzül etmiyorlar. Bizler unutulmuş, küçük yaratıklarız. Adımız, sanımız bilinmez. Dertlerimiz, sorunlarımız çok. Her türden haksızlıklara bilinçle göğüs germemiz gerekiyor.

«Ramazan» ayındayız.

Bu dönem yemekler sıra usulü veriliyor. Her öğrenci tabağını eline alıp sıraya giriyor, yemeğini alıp boş bir masada yiyip çıkıyor. Nöbetçi öğretmenler akşam yemeğinde oruç tutanlara öncelik tanıyor. Onlara daha önce yemek veriyor.

«İnsanların en korkunç düşmanı kötü alışkanlıklardır» demiş gerçekçi bir yazar. Yaşadığımız ortamda; sigara, kahve gibi kötü alışkanlıklar edindik. Çalışma hevesimiz kayboldu. Tembellik iliklerimize dek işledi.

Bir aydır hamama gidemedim, dizkapaklarım, kapkara... Bundan daha rezil, çekilmez bir yaşantı düşünemiyorum içinde bulunduğumuz ortamda.

Halil Karakurt
5 Ekim 1972
Gaziantep