Derleyen: Ulvi Topçu
Derleme Tarihi: 1989
Kaynak Kişi: Mustafa Köseoğlu (türküyü yakan kişi)

[10 kıtadan oluşan bu özgün metin, derlemecinin adı verilmeden alıntılanamaz.]

Derlenen Sözler:

Hacel Obasını engin mi sandın?
Ayağında potin zengin mi sandın?
Oluru olmazı dengin mi sandın?
Dargın mısın benli Ayşe söylemez?

Cığıl cığıl merdivenden inişi,
Cığıştıyor altın ile gümüşü,
İpti söz verip de sonra dönüşü,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Yontmayımış merdivenin daşları,
Dalıdan dalıya atmış daşları,
Çatığımış Ayşe gızın gaşları,
Ay da doğmuş bulamadım gız seni.

Suya gider bir incecik yolu var,
Sıkılmış kemeri ince beli var,
Çerkezden öğrenmiş dudu dili var,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Oturmuş da pencerenin öğüne,
Ayşe gızı salmamışlar düğüne,
Punardan gelirken geçtim öğüne,
Ay da doğdu bulamadım gız seni.

Gapıdan ahıyor Ganağın özü,
Yekine benziyor Ayşe'nin gözü,
Adını sorarsan esnafın gızı,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Götürdüler Şarkışla'nın düzünden,
İylim iylim terler ahar yüzünden,
Yol görünmez atlarının tozundan,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Tren gelir acı acı seslenir,
Yağmur yağar çiten deren ıslanır,
Ayşe yörü şimdi Çerkez herslenir,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Aşağıdan ivil ivil guş gelir,
Dolu gider arabalar boş gelir,
Sevdayı bilmeyene hayal düş gelir,
Şen ol yaylam şen ol Ayşem geliyor.

Gapısının öğü gülünen dutam,
Ben sana ne dedim sen bağa küsen,
Söyle tam cevabın umudum kesem,
Dargın mısın Benli Ayşe söylemez?

Derleyen: Ulvi Topçu
Kaynak Kişi: Mustafa Köseoğlu

Açıklama:
Şiirin kayıp kısımlarını bulmak için oldukça fazla çaba sarf etmiş bir kişi olarak belirtmek isterim ki benim kişisel tüm çabalarım sonuçsuz kalmıştır. Artık uğraşmaktan tamamen vazgeçtikten yaklaşık bir yıl sonra bu konuyla ilgilendiğimi tesadüfen öğrenen Ulvi Topçu elindeki 10 kıtalık derlemeyi paylaşmıştır. (Şiirin aslında daha da uzun olup 14 kıtadan oluştuğu yönünde yaygın bir kanaat vardır; ilk besteli derlemeyi yaparak 1986 yılında tescil ettiren İhsan Öztürk'ün ve şiiri yazanın yakınlarının bu yönde ifadeleri mevcuttur.) Bu türkü 1989 yılında Ulvi Topçu tarafından bizzat Mustafa Köseoğlu ile yapılan bir dizi görüşme sonucu derlenmiş ve mezuniyet tezinde yer almıştır. Derlemecinin söylediğine göre; malesef geçen zaman içerisinde görüşme materyallerinin tezine yazmadığı kısımları kaybolmuştur. Yine de derlemecinin kaynak kişi ile görüşmesinin kısa bir özeti yazılı kayıtlarım arasına alınmıştır. Kendisinin verdiği bilgiye göre; şiiri yazan Mustafa Köseoğlu kendi türküsünün içinde geçen "Şen ol yaylam şen ol Ayşem geliyor," dizesinin başka meşhur bir türküye "... Bedir geliyor," şeklinde uyarlandığını iddia etmiştir. Şiirde geçen "Ganağın özü" tamlaması Şarkışla'nın içinden geçen Kanak deresidir. Hacel Obasının ilk kelimesi ise aslında Hacı Ali isminin bileşmesiyle ortaya çıkmıştır. Şiirin daha kısa varyantları ile bu derlemenin arasındaki olası farklar, türküyü de yazmış olan kaynak kişinin doğrudan kendisinin aktardığı sözlerden dolayıdır. Çünkü daha önceki besteli derlemede kaynak kişi(ler) farklıdır. (- Deniz Karakurt)

Ek:
Uzun bir röportajdı. Türkünün hikayesini, yani Ayşe kızı nasıl gördüğünü, nasıl aşık olduğunu ama hiç bir şekilde kavuşamadıklarını anlatmıştı. Türkünün ilk defa hemşehrimiz İhsan Öztürk tarafından TRT de yayınlanmasının ardından Ayşe kadının evine geldiğini ve "Mustafa'm türkümüz televizyonda çığırıyor" dediğini anlatmıştı. Türkünün televizyona çıkması sonucu Ayşe'nin de bu sözleri söylemesi kendisi için yazılan bu sözleri daha önceden bildiğini gösteriyor. Bu röportajda hep yanımızda olan hanımı ise görüşme boyunca sinirli halini (kıskançlık kaynaklı) saklamadan hepsini dinlemişti. Kayıtlar tutmuştum. Hikayeyi tezime almadım çünkü oldukça uzundu, anlatılan ayrıntılar fazla idi. Sonra aldığım notlar ve tuttuğum ses kayıtları yıllar içinde kayboldu maalesef. Hafızamda ise ana hatlarıyla hikâyenin çok az bölümü kaldı. Mustafa Ayşe kıza sevdalıdır. Ayşe kız da onu sever ama kızın analığı bu aşka izin vermez. Ayşe kız Uzunyayla tarafından birine verilir. "Sen ol yaylam şen ol" dediği sözler onun oraya gelin gidişini anlatıyormuş. Ancak kısa bir süre sora kocasını öküz vurur ve adam ölür. Ayşe tekrar baba evine döner, Mustafa hep umutla peşindedir. Kızı başkasıyla evlendirirler ama o da ölür. Sonra bir başkasına daha verirler. Mustafa içindeki aşkı büyüte büyüte umutla bekler. Her ikisi de birbirini sever ama kavuşamazlar. (- Ulvi Topçu)