Köye Özlem
(1972)
Akşam etüdü sona erdi. Öğrenciler kitaplarını alıp yatakhaneye dönüyorlar. Kitaplarımızı, defterlerimizi dolaplara koyduk. Pijamalarımızı giyip yataklarımıza uzandık. Bir sigara yaktım. Sigaramın dumanları şekilleniyor, canlanıyor. Tozlu yolları, sıvasız toprak damlarıyla küçük evleri, taş köprüyü, altından akıp giden Kaldırak Özü'nü gördüm... Köyümün içinde buldum kendimi. Tozlu yollarda koşuyorum. Karşıdan bir araba geliyor. Atlar kuvvetli bacaklarıyla alabildiğine koşuyor. Böyle delicesine araba süren kim olabilir diyorum. Araba yanıma gelmiş. Süren de bizim hala oğlu...
- Nereye böyle Fehim? Deli gibi araba sürüyon...
- Yonca getirmiye gidiyom, gel barabar gidek.
Atladım arabaya, atlar kişnedi, kamçı şakladı ve tekerleklerin gürültüsünde eridi kayboldu taa ki ikinci bir kamçı darbesine dek... Araba tatlı namelerle ninni söyleyerek akıp giden küçük derenin berrak gri mavi sularına komşu; elma, erik, kayısı ağaçlarıyla süslü küçük bir bostan kenarında eğlendi.
Biçilmiş yoncaları arabaya yüklüyoruz. Bir kucak doldurup atların önüne atıyorum. Atlar uzun uzun kişniyor. İşimiz bittikten sonra yola çıkıyoruz. Fehim atları kamçılıyor. Atlar tozlu yollarda delicesine koşuyor, koşuyor...
Saat bir hayli ilerlemiş olacak ki nöbetçi öğrenci gelmiş elindeki zilin çıngırağını delicesine çalıyor. Ama ben atlar koştukça boyunlarındaki çıngırak seslerini ansıyorum.
Halil Karakurt
1972 - Gaziantep
Öğretmen Okulu
Köye Özlem (1972)
- karakurt
- Yazılar


